Iğdır Üniversitesi'nde Kayıtlar Başladı Iğdır Üniversitesi'nde, 2014-2015 eğitim öğretim yılında kayıt işlemleri başladı. Iğdır...           • BİK Genel Müdürü Atalay Iğdır'a Geldi Iğdır'daki basın mensuplarıyla bir araya gelen Atalay, burada yaptığı konuşmada, yerel medyanın g&...           • ASİ-DER'den Erivan'da Cuma Namazı İçin Vize Başvurusu Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Akdamar Adası'nda yapılan...           • Başbakan'dan Vekillere Torba Kanunla İlgili Son Dakika SMS'i Başbakan Ahmet Davutoğlu, vekillere gönderdiği mesajda ilk talimatını verdi. 'Torba Kanu...           • Necdet Özel'in "Yol Haritasından Haberimiz Yok" Sözü Tepki Çekti Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in, “Çözüm sürecinde yol ha...           • Vali, Kızıl Şahinleri Doğaya Bıraktı Iğdır'da farlı günlerde yaralı halde bulunan 3 kızıl şahin tedavilerinin ardından Vali&n...           • Iğdır'da 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlandı Iğdır'da, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü, ...           • Türkiye-Ermenistan Sınır Kapıları Sorunsalı ve Ekonomik Analiz… Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üy...           • Iğdır'da Riskli Binaları Törenle Yıktılar Iğdır'daki kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında 12 daire, düzenlenen ...           • Ceylanlara 24 Saat Sıkı Takip Mehmet Özcan - Ağrı Dağı'na 84 yıl sonra ilk kez adım atacak olan ceylanlar, fotoka...           
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
Son Videolar

Ermeni Soykırımı Yalanı ve Iğd
2665 İzlenme, 0 Yorum

Oba Köyünde Ermenilerin yaptığ
2933 İzlenme, 0 Yorum

Ermenilerin Iğdır'da yaptığı k
3016 İzlenme, 0 Yorum

Türk Askerinin 1940 yılında Ağ
3171 İzlenme, 1 Yorum

Atatürk'ün gerçek sesi ve görü
1973 İzlenme, 0 Yorum
Haber Arşiv
     
Iğdır Siteleri
Reklamlar

Hocalı katliamı... - Celal TUMAY

Hocalı katliamı...

Yazar: Celal TUMAY |  Tarih: 24 / 02 / 2013 |  Yazı Okunma: 751


          Değerli okuyucularım, bu günkü yazımda Ermenilerin Karabağ’da yaptığı Hocalı soykırımını konu alan Almanya’nın  Bielefeld şehrinde değerli hemşerilerimizin büyük bir duyarlılık örneği göstererek düzenlemiş oldukları “HOCALI MİTİNGİ’nde yapmış olduğum konuşmanın aynısını yazarak, HOCA’lı katliamını dile getireceğim.

       Bu günkü, düzenlenen bu toplantımıza katılan tüm katılımcılara hoş geldiniz der saygılarımı sunarım. Bir su bardağının hep boş tarafını görmektense dolu tarafına bakmak daha doğru ve güzeldir. Yirminci yüzyılın sonlarında yapılan bu vahşetin yüzkaralılığını gözler önüne serip, bu katliamın lanetlenmesi mitingidir. Umarım bu toplantıdan, çıkarılması gereken dersleri çıkararak bir sonuca varabiliriz. Gereken tepkiyi birilerine duyurma başarısını gösterebiliriz.

          Bu toplantı, 1991 yılı 25 Şubatı 26 Şubat’a bağlayan gecenin öyküsünü duyurmaktır. Rus destekli, Ermeni çetecilerinin gerçekleştirdikleri vahşetin yıl dönümüdür. 26 Şubat ta, uygulanan  mezalim, tüm dünyanın gözleri önünde olmuştur. Sahneye konan bu soykırım katliamının anılarını, tüm insanlığa hatırlatma ve o şehitleri saygı ile anma toplantısıdır. Gerçek soykırım uygulamasını gözler önüne sermek için buradayız. Vurdum duymazlık yapan ülkelerin halklarına, bu vicdansızlığın acısını duyurabilmek. Gafillere az da olsa hissettirebilmek için buradayız. Onlara hakla yalanın sonuçlanın vicdan muhasebesini yapmaları için buradayız. Avrupa basınına, bilhassa  Almanya’lı dostlarımızın duyarlılıklarını ateşlemek için buradayız. Bizlerin ne için çırpındığını, ne amacımız olduğunu, merak etmeleri için buradayız. Umarım amacımıza ulaşmış oluruz. Umarım duyarlı tüm insanlığın, bu işin aslını öğrenmelerine yardımcı olmak için buradayız.

        Sevgili dostlar!... Karabağ bölgesinin tümünde, Hocalı ve yöresindeki tüm kentlerde gerçekleştirilen katliamın üzerinden tam 22 yıl geçti. Bu demektir ki bugün 35-40 yaşlarında bulunan, herkes bu vahşeti anımsamaktadır. Bu olayları bizler, bedenen yaşamasak dahi, ruhen yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Acılarını içimizde hep duyduk, duymaya da devam ediyoruz. Amacımız bizim duymuş olduğumuz acıları hissen bile olsa başkalarının da duymalarını sağlamaktır. Eğer bu Hocalı katliamını unutanlar varsa, onlara unutturmamaktır. Bilmeyenler veya unutanlar varsa bu mitingden sonra, lütfen biraz zahmet çekip araştırsınlar. Okusunlar, incelesinler, düşünsünler, yorumlayıp kararlarını öylece versinler.

        Bazı insanla, bir olaya, bir görüntüye baktıkları zaman, o olayın gerçekliği yerine “O OLAYDA NEYİ GÖRMEK İSTERLERSE, O OLAYA O GÖZLE BAKAR, O BEYİNLE YORUMLARLAR” işte insanlığın en büyük yanlışlığı burada kendini gösterir. Bu yanlış yerlere bakmaları yüzünden, hep yeni hatalarla karşı karşıya kalırlar. Hele ülke yöneticilerinin, bakış açıları kendi yanlış düşünceleri gibi oldu mu, felaket o zaman başlar.

          Bakın dünya ya İsrail’in, “Ortadoğu da, Filistin de, Kudüs de, Gazze de” yaptıklarına hiç ses çıkaran var mı? Dünyanın jandarmalığına soyunanların istekleri doğrultusunda Irak ta, Tunus ta, Mısır da, Libya da, Suriye de, Mali de kan gövdeyi götürüyor. Pakistan da, Afganistan da kardeş kardeşi öldürüyor.

            Milyonlarca insan yaşamını yitiriyor. Sanki bu insanlık dramları birilerine ancak bir sinek vızıltısı gibi geliyor. Kılını kıpırdatan var mı? Umursayan var mı? Ses çıkaran var mı? Birileri bu vahşetlerden rahatsız olsa bile, korkudan suskunluğu tercih etmek zorunda kendilerini hissediyorlar. Onlar şunu hatırlatmak isterim. Hz. Ali bir sözünde şöyle buyurur “HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSKUN KALANLAR DİLSİZ ŞEYTANLARDIR” bir başka ata sözü ise “Susma, sustukça sıra sana da gelecek” gerçeklerini ne zaman görecekler.

          Sevgili katılımcılar, şimdi de sizlerle Hocalı gerçeğini ve Karabağ sorununu konuşmak istiyorum. Karabağ Azerbaycan’ın ortasında kalan bir bölgedir. Hocalı, Kelbecer, Laçın, Şuşa ve Ağdam gibi onlarca yerleşim yerinden oluşur. Azerbaycan toprağının %20 si Dağlık Karabağ dediğimiz bu bölgededir. Atalarımızdan bize miras kalan şu sözü de dinleyelim. “Namert dostun olacağına, mert düşmanın olmasını isterim.” İşte bu ata sözü Ermenilerin  iç yüzünü bize yansıtmaktadır. Mert olmayan kalleş ve hain yüzlerini Hocalı da gösterdiler. Tıpkı 1915 de uyguladıkları vahşetler gibi. Dedeleri, Osmanlı toprağını işgal eden Ruslar’a, Fransızlara, Yunanlı’lara, İngiliz’lere, İtalyanlara nasıl destek olarak Türler’e ihanet ettilerse kendileri de 75 yıllık kader birliği yaptıkları Azerbaycan Türk’lerine aynı namertliği yaptılar.

         22 Şubat gecesi, silahlarını çıkartıp Türk evlerini bastılar. Direnler kurşunlara dizildiler. Evlerinden dışarıya atılıp sürüklendiler. Hamile kadınların bebeklerinin cinsiyetleri üzerine toto oynadılar. Kadınların karınları deşilerek bebekleri yerlere atıldılar. Çocukların gözleri oyuldu. Gençlerin kafaları kesilerek top oynadılar. Yaşlı dede ve ninelerin kafa tasları soyuldu. Allah aşkına duyun sesimizi Avrupa!... Duyun sesimizi Amerika!... Duyun sesimizi ey insanlık!...

         1990 yılında Ruslar, ne hikmetse, Karabağ bölgesinde ki Türklerin evlerini ararlar. Türkler de bulunan tüm silahlar alınır. Gizlice Ermenilere dağıtılır. 26 Şubat gecesi, bu hainler hain koruyucularının destekleri ile Türkler’e saldırılar. Katliamlarını gözlerini kırpmadan gerçekleştirirler. Zulmün en ağırını yaparlar. Evlerinden çıkarılan Türkler’in  ayakkabılarını bile ellerinden alırlar. Kışın en şiddetli günlerinde, yalın ayak karların üzerine atılırlar. Bu adamların ya ayakları donarak, kangren olan ayakları kesilir, ya da ölürler. Binlerce Azerbaycan Türk’ü Karabağ bölgesinin her yerleşim yerinde şehit olurlar. Milyonların üzerindeki çaresiz halk sürgün edilirler. Tüm bu olaylar, ne yazık ki Dünya’nın gözleri önünde yapılır. Ama bu Azeri Türkleri içi, başlarını çevirip bunlara bakan bulunmuyor. Amerika’dan Avrupa’ya  kadar bu olayları herkes izliyor. Bu vahşetin belgeleri olan arşivleri, arşiv odalarına gizleyip yüzüne bakmıyorlar. Ermeni’lere dur demeyi nedense kimse istemiyor. İşin ilginç yanı bu vurdumduymazlığı yapan ülkeler, sözde insanlık havarisi kesilen ülkelerdir. Çıkarları doğrultusunda, işlerine gelen olaylarda Demoklesin kılıcı oluyorlar. Mazlumların kanlarını içmekten asla kaçınmıyorlar. Bu soykırım katliamını bir film şeridi gibi gözlerinin önüne serip, zevkle seyrediyorlar. Azerbaycan ve bir kısım mazlum ülkelerin sorunlarını BM’ler toplantılarına, AP toplantılarına, insan hakları toplantılarına, İslam işbirliği toplantılarına getirenler olursa onların yüzüne bile bakan olmuyor. İşgal edilen Azeri toprağının Ermenilerin eline geçmesine ses çıkaran olmuyor. Azerbaycan mağdurlarının çığlıklarına kulak açan bulunmuyor. Azerbaycan’ın mazlumiyetine asla inanan bulunmuyor.

         Sevgili dostlar, bu kadar yakınmamıza rağmen, acaba suç tamamen başkalarının mıdır? Hiç mi bizim hatamız yoktur. Var tabii, o halde bu suçu biraz da kendimizde arayalım. Hepinizin bildiği bir sözü tekrarlamak istiyorum. Hani “BİR MİLLET İKİ DEVLET” Diyorduk. Oysa şimdi iki yerine yedi devlet olmuşuz. Ne yazık ki birbirimizden haberimiz yoktur. Aralarımızda ilişki kurmak bir veba gibi olmuş. Birbirimizden kaçar olmuşuz. Çin Uygur İnguş bölgesinden Orta Asya ülkelerine, Anadolu’dan Kafkaslara, Balkanlardan Rumeli’ye, Güney Azerbaycan’dan Kerkük bölgesine kadar 300 milyonluk bir Türk dünyasını görmek ve tanımak istemiyoruz. Acaba bu Türk dünyası arasında dil birliği, ülkü birliği, ekonomik işbirliğini sağlayabildik mi? Aramızda olan vize sorununu kaldırabildik mi? Burkine Faso, Somali, Biafra’ya kadar herkese kapılarımız açıkken, Türk dünyasına kapamamızın nedeni nedir?

         Unutmayalım ki: Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

                                         Toprak uğrunda ölen varsa vatandır.  

         Deyişine göre, toprağımızı savunmak görevini gerçekten yapabildik mi? Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk gençliğine çok güveniyordu. “Ey Türk istikbalinin evladı, muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcuttur.” Diyerek bize yol göstermiş, ardı sıra “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” diyerek noktayı koymuştur. Yine “TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU OLMADIĞINI” aklımızdan çıkarmayalım. Hepinizi tekrar saygı ile selamlarım.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdırın Sesi